Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2015/18700 Esas 2016/4193 Karar Sayılı İlamı

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2015/18700 Esas 2016/4193 Karar Sayılı İlamı

Esas No : 2015/18700
Karar No : 2016/4193
Karar Tarihi : 04/04/2016
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2015/18700 Esas 2016/4193 Karar Sayılı İlamı

17. Hukuk Dairesi         2015/18700 E.  ,  2016/4193 K.
"İçtihat Metni"


MAHKEMESİ :......Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davası üzerine yapılan yargılama sonunda, kararda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen hüküm, davacı vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalıların işleteni, sürücüsü ve trafik sigortacısı olduğu aracın, davacı aracına çarpmasıyla oluşan kazada davacı aracının hasar gördüğünü, davalı sürücünün kazada tam kusurlu olduğunu, kaza nedeniyle araçta değer kaybı oluştuğunu, davacının kasko şirketi tarafından davacıya araç temin edilen 7 günden sonraki 13 günde davacının aracından mahrum kalma nedeniyle zararı oluştuğunu, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL. değer kaybı ile 500,00 TL. araç mahrumiyeti zararının kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalı ... şirketi vekili, diğer davalı şirkete ait aracın trafik sigortacısı olduklarını, dolaylı zarar kapsamında kalan mahrumiyet bedelinden sorumlu olmadıklarını, poliçe limitiyle sınırlı olarak ve sigortalılarının kusuru oranında zarardan sorumlu olduklarını, kaza tarihinden faiz talep edilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ..., kazada kusuru olmadığını ve davacı sürücüsünün kaza tespit tutanağında yazılı kişi değil alkollü başka bir kişi olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili, davacı sürücüsünün yüksek hızla kavşağa girip kazaya yol açtığını ve asli kusurlu olduğunu, davacı sürücüsünün tutanakta yazan kişi olmadığını, talep olunan bedellerin fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, kararda yazılı gerekçelerle ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davanın kısmen kabulü ile 2.460,00 TL"nin kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına,
özellikle oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranlarının hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazası sonucu oluşan araç değer kaybı ile aracın tamiri süresince kullanılamamasından kaynaklanan mahrumiyet bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Davacı tarafça, iş bu davada araç hasarı talep edilmemiş, ancak kaza nedeniyle araçta oluşan değer kaybı ile aracın tamiri süresince kullanılamamasından kaynaklanan mahrumiyet bedeli istenmiştir. Mahkemece benimsenen 25.05.2015 tarihli ek bilirkişi raporu doğrultusunda 2.460,00 TL. değer kaybı tazminatına hükmolunmuş ise de, mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporunda araç değer kaybı hesaplaması doğru yapılmamıştır. Eksik inceleme ve hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporuna göre karar verilemez.
Bu durumda mahkemece, rapor düzenleyen bilirkişiden ek rapor alınması; ya da araç değer kaybı konusunda hesap yapmaya ehil, İTÜ veya Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti gibi kurum veya kuruluşlardan seçilecek hasar konularında uzman bilirkişi (makina mühendisi) veya bilirkişi kurulundan tüm dosya kapsamına göre; davacı aracının modeli, markası, kaza tarihindeki yaşı, kilometresi vs. gibi hususlar gözönünde bulundurularak kaza tarihi itibariyle serbest piyasadaki 2. el piyasa rayiç değeri (hasarsız haliyle) ile aracın hasarı onarıldıktan sonraki haline göre serbest piyasadaki 2. el piyasa değeri arasındaki fark (aradaki farkın değer kaybı olarak kabul edilmesi) hususlarında ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3-Davacı taraf, aracın 20 gün tamirde kaldığı, bu sürenin 7 günlük kısmında davacı aracının kaskocusu tarafından davacıya araç tahsis edildiği, kalan 13 gün boyunca davacının aracından mahrum kalması nedeniyle zararının oluştuğundan bahisle, mahrumiyet bedelinin de davalılardan tahsilini istemiştir. Mahkeme ise, davacı aracının makul tamir süresi olan 1 hafta için kasko tarafından araç temin edildiği, bu süreyi aşan mahrumiyete ilişkin davacının delil sunmadığı gerekçesiyle, mahrumiyet bedeli talebinin reddi yoluna gidilmiştir. Mahkemece hükme esas alınan makina mühendisi bilirkişinin raporunda, aracın makul tamir süresi yönünden herhangi bir değerlendirme yapılmamış, davacı aracının makul tamir süresi mahkemece takdir edilmek suretiyle karar verilmiştir.
Trafik kazasında hasar gören davacı aracının onarımı için geçecek makul sürenin belirlenmesi, özel ve teknik bilgi gerektiren bir husustur. 6100 sayılı HMK"nın 266/1. maddesi "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut
kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz" hükmünü taşımaktadır.
Bu durumda mahkemece, davacı aracında oluşan hasarın niteliğine göre makul tamir süresinin belirlenmesi hususunun özel ve teknik bilgi gerektiren konu olduğu gözetilerek, aracın makul tamir süresi, bu süre içinde davacının ikame araç için ödemesi gereken bedelin ne olacağı konularında ayrıntılı, gerekçeli, denetlenebilir rapor almak suretiyle davacının mahrumiyet bedeli talebi hakkında karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Kabule göre ise; davacı taraf, toplam 10.500,00 TL. maddi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiş; mahkemece 2.460,00 TL. tazminatın davalılardan tahsiline, fazla isteğin reddine karar verilmiş ve davalı ........ ile .... lehine ayrı ayrı 1.500,00"er TL. vekalet ücretine hükmolunmuştur. Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT"nin 3/2 maddesinde "müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur" düzenlemesine yer verilmiştir.Somut olayda, lehlerine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmolunan davalıların davaya konu edilen tazminattan davacıya karşı müteselsilen sorumlu oldukları, her iki davalı bakımından red sebebinin aynı olduğu gözetilerek, anılan tarife hükümlerine göre iki davalı lehine tek vekalet ücretine hükmolunması gerekirken ayrı ayrı vekalet ücretine hükmolunması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; (2) ve (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 4.4.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.


Bu Kararlara da bakmak isteyebilirsiniz:

Avukata Sor Hemen Ara